BİR ÇOCUĞUN GÜLÜŞÜNDE YER ALMAK İSTER MİSİNİZ?

>> 04 12 2009

Bu yılbaşı siz de çocuk gülücüklerinde yankılanabilirsiniz. Birmilyonkalem sitesi olarak Adıyaman’daki çocuklarımızla birlikte yeni yılı karşılamak istiyoruz. Siz de bu kutlamaya katılmak ister misiniz?

Nasıl mı?

Adıyaman 80.Yıl Rehabilitasyon Merkezi'nde kalan yaşları 8 ile 17 arasındaki zihinsel engelli 30 erkek çocuğumuz için giysi* (gömlek, kazak, pantolon, çorap, ayakkabı vb) armağan edebilirsiniz. Adıyaman Sevgi Çocuk Yuvası’nda yaşayan yavrularımız için oyuncak* (grup oyuncakları, bebek, araba vb) ve giysi* (elbise, gömlek, kazak, pantolon, çorap, ayakkabı vb.) gönderebilirsiniz. Yuvada 7–10 yaş arasında 13 kız, 7 erkek; 11–15 yaşları arasında da 7 kız, 2 erkek çocuğumuz yaşamaktadır.

Yolladığımız armağanların çocuklarımıza ulaşmasını aynı zamanda Adıyaman'da yaşayan Birmilyonkalem yazarımız Gazeteci Sn. Naif Karabatak ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Sn. Murat Demirkol sağlayacaktır. Bu kampanyada ortak amacımız çocuklarımızı sevindirmek, onların yüzlerindeki tebessümde pay sahibi olabilmektir.

Yuvada kalan çocuklarımızdan birisine armağan gitmezse ya da hediyeler arasında denge olmazsa yavrularımız incinebilir. Bu yüzden sizlerden ricamız yolladığınız armağanları birmilyonkalem@gmail.com adresine bildirmeniz. Böylece 1MK editörleri ilgili güncellemeleri yapar, eksikleri belirler ve ilgili organizasyonları yapabilirler. Ayrıca dileyenler armağanlarını ISPANAK hediyelik eşya mağazasından seçerek LÖSEV’e de destek verebilirler.

Çok şey yapmak isterim, ama elinden ancak kampanyayı bir blog yazarı olarak desteklemek gelir derseniz: Kampanyamızı daha çok insana duyurmak amacıyla Birmilyonkalem (1MK)yazarlarımızdan PİNO tarafından çizilen logoyu sayfanıza ekleyerek okurlarınızı bu kampanyadan haberdar edebilirsiniz.

Bizim düşümüz, tüm dünyada çocukların daha mutlu olması...

2010 GÜLÜMSEYEN ÇOCUKLARIN YILI OLSUN!

Bu düşü paylaşmaya var mısınız?

1MilyonKalem AdınaA. Şebnem Soysal – Erkan Bal

ARMAĞANLARINIZI GÖNDERECEĞİNİZ ADRESLER:

ADIYAMANDA BİR ÇOCUĞUM VAR YILBAŞI ARMAĞAN KAMPANYASI
Sosyal Hizmet İl Müdürü Murat Demirkol
Adıyaman Sevgi Çocuk Yuvası
Karapınar Mahallesi
Adıyaman


ADIYAMANDA BİR ÇOCUĞUM VAR YILBAŞI ARMAĞAN KAMPANYASI
Sosyal Hizmet İl Müdürü Murat Demirkol
Adıyaman 80.Yıl Rehabilitasyon Merkezi
Adıyaman

*Kullanılmış giysi ve oyuncaklar bu kampanya dâhilinde değildir.

**Logo: Pino

Read more...

DESTEK OLMAYA ENGELİNİZ VAR MI?

>> 03 12 2009

Bugün Dünya Engelliler Günü! Ancak, Engelleri Kaldır Ekibi olarak, biz bu günü kutlamıyoruz! Türkiye’deki 8,5 milyon engellinin bir gün ile görünür ve duyulur kılınmaya çalışılmasına karşıyız ve düzen değişmediği sürece duruşumuzdan taviz vermeyeceğiz! İnsan olmanın getirdiği temel insan haklarına kâğıt üzerinde sahip olan neredeyse her 10 kişiden birini sadece bugün mü el üstünde tutacağız? Teselli olma bilinciyle hareket etmeyi daha ne kadar sürdüreceğiz? Toplumda öteki olarak görülen ve konumlandırılan engellileri, bugün de mi “özürlü” olarak tanımlayacağız?

Zihinlerdeki engelleri kaldırmadığımız müddetçe aynı yaşam alanını paylaştığımız 8,5 milyon kişinin yaşamı için engel teşkil etmeye devam edeceğiz! 80 milyon kişinin engel oluşturduğu bir toplumda yaşadığınızı düşünün…

Eğer engellileri sadece bir gün ile hatırlamaya ben de karşıyım diyorsanız; Engelleri Kaldır Hareketi’nin, tüm Türkiye'de Facebook fan sayfasında “Dünya Engelliler Günü” için başlattığı kampanyaya destek olmak amacıyla, öncelikle "insan" olduğumuzu bize hatırlatan, bu değerin her şeyin üstünde “en yüce” değer olduğuna ve her şeyin bu değerle başladığına vurgu yapan “önce insan” afişimizi, Facebook profil fotoğrafınız yapabilir ve arkadaş listenizle paylaşabilirsiniz.


***Destek olmak için lütfen bu sayfayı ziyaret edin...


ENGELLERİ KALDIR HAREKETİ

Read more...

DÜŞ/TÜĞÜMÜZ YER

>> 02 12 2009

Düş bitti mi sahiden zamanın tam ortasında? Hayatın tam da ortasında kendimize dair hayal ettiğimiz iyi kötü ne varsa, gerçeğin acımasız telaşı ve sivriliğinde kesilip de sona mı erdi sahi? Bir soruda mı kaldık aralarda bir yerlerde cevabı yanlışlara kurban edilen? Herkes geçip giderken yanıbaşımızdan, kimi zaman biz bile terk ederken adı yasaklanmış bir geçmişi, günün geceye döndüğü, iklimin değiştiği, dünyanın gitgide çirkinleştiği, şimdi’nin gölgesinde kendimizden bile sakladığımız, saklandığımız zamanlarda hep yetim, hep yarım, hep eksik mi bırakıldık? İnsan olmak düşmektir. Kalkmaktır da, demiş ya hani yazarın biri. Yoksa biz elden ayaktan, gözden, gönülden, kendimizden, içimizden düşüp de çoğu zaman düştüğümüz yerde, düşlerimizden mi kaldık?

Alışmayacağız güzel dostum, alıştırmayacağız da kendimizi...Alışmak vazgeçmektir en çok, dünyadan, hayattan, kendinden geçmektir, en büyük ihaneti kendine etmektir de, gizlenip de hayatın olmadık kuytularına, yaşıyorum yalanının en dibine çöreklenmektir. Varsın düşsün süngüleri düşlerimizin, o yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız hayatın içinde, o gerçeğin en keskin yanında bile varız biz. Olmalıyız. Gerçeğin en olmadık yerlerinde kendimize dair, her daim yeni, yepyeni düşler kurmalıyız...

İki ucu var bu hayatın aslında herkes kadar sen de biliyorsun bunu. Bir tarafı aydınlığa, bi tarafı karanlığa bakar. Bir de arada duranlar vardır. Gidip gidip gelenler. Aydınlıkta karanlığı kurcalayıp, karanlıkta ışığı özleyenler...Peki ya gerçeği nerede, hangi zamanda yitirdik biz sevgili dostum? Yitirdik de böyle amansız düşlere daldık...Zamansız düşlerde esir kaldık. Söylesene bana şimdi bir diğer ucunda olduğun kanadın üzerinden, hayatın tam da bitti dediğin orta yerinden, herşeye inat hala avuç içlerinde sakladığın düşlerin en eskisinden, diğer yanı olduğun o gülümsemeden ses verip de sesime, söylesene bana şimdi sen nerede, hangi zamanda ve nasılsın? Hangi gerçeğin kanatıp da yaraladığı sol yanını hangi düşün eli hafifliğiyle onarmaktasın?


UNUTMA MEKTUPLARI-II
NİSAN 09’


Görsel: Deviantart

Read more...

YAŞARKEN...

>> 25 11 2009

Bir eli aklında yaşamalı insan...Hani bazen yüreğinin yetmediği yerlerde, dilinin dönmediği, kelimelerin bilinmediği, sözün bittiği anlarda mesela, nefessiz kaldığında, kaskatı donduğunda acıdan veya hayat durdu sandığında, terkedilmiş ve unutulmuş olduğunda, anlamaya çalışıp ta sadece kendini kandırdığında, cenneti cehennem, cehennemi kül olduğunda, işte böyle zamanlarda eliyle değip de aklına, hayatı boğan o düğümleri birer birer gevşetmeli tekrar...

Gevşetmeli ki; şöyle bir silkelenip kendine gelsin. Boğulup kalmasın akıl. Gelip geçicidir bu delilik hali desin kendi kendine. Dindirsin içindeki kendini bilmez öfkeyi, bu densiz kızgınlığı. Zamana yenilmesin.

Bir eli yüreğinde yaşamalı insan...Hani aklının almadığı zamanlarda, gözün kör, dilin lal, kulağın sağır olduğu, yapmadığın, söylemediğin, aklına bile getirmediklerin sunulduğunda sana, seyrederken gözünün önünden akıp giden ve dokunamadığın zamanı telaşla, sana sadece sessiz hafler bırakıldığında, bir hiç uğruna yitip giderken herşey ve sen sadece hayretler içinde bakakaldığında, hani pamuk ipliğine bağlıyken iyiye, güzele, doğruya dair tüm umudun, işte böyle zamanlarda eliyle değip de yüreğine, hayatla arasındaki incelen o bağı kalınlaştırmalı tekrar.

Kalınlaştırmalı ki, şöyle bir silkelenip kendine gelsin. Soluklanıp durulsun yürek. Geçsin bu küskünlük zamanları, bu kırgınlık halleri. Alacağı ve vereceği her nefes için yenilensin. Sesi kesilmesin...

Her nerede ve nasıl olursa olsun, bir eli aklında diğer eli yüreğinde yaşamalı insan. Ne aklının izinden şaşmalı sapsa bile zaman zaman yanlış yollara, ne de kulakları duymasa da bazen hayatın nabzını ta derinden, yüreğinin sesinden vazgeçmeli...


*İlk yayın tarihi: 16/09/08


Görsel: Deviantart

Read more...

  © Free Blogger Templates Wild Birds by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP